Şili ile Arjantin sınırında bulunan And Dağları'ndaki Llullaillaco Yanardağı'nın 6 bin 739 metre yüksekliğindeki zirvesinde yaşayan And yaprak kulaklı faresi, dünyanın en yüksekte yaşayan memelisi olarak bilim dünyasının dikkatini çekti. Araştırmacılar, bu zorlu yaşam koşullarında hayatta kalmayı başaran farenin düşük oksijen ve dondurucu soğuğa karşı geliştirdiği genetik ve fizyolojik özellikleri ortaya koydu.
Bilim insanlarının zirvede canlı olarak yakaladığı And yaprak kulaklı faresi, memeliler arasında bugüne kadar kaydedilen en yüksek yaşam alanı rekorunu kırdı.
Farenin yaşadığı bölgede atmosfer koşulları son derece zorlu. Yaklaşık 6 bin 739 metre rakımda, vücudun kullanabildiği oksijen miktarı deniz seviyesindekinin yarısından daha az seviyeye düşerken, hava sıcaklığı ise yılın büyük bölümünde sıfırın altında seyrediyor.
167 fare üzerinde kapsamlı inceleme yapıldı
Araştırma kapsamında bilim insanları, farklı yüksekliklerden toplanan 167 And yaprak kulaklı faresinin genetik yapılarını inceledi.
Fareler, laboratuvar ortamında düşük oksijen seviyeleri ve aşırı soğuk koşullar oluşturularak gözlem altına alındı. Yapılan incelemelerde yüksek rakımlarda yaşayan farelerin, alçak bölgelerde yaşayanlara kıyasla vücut sıcaklıklarını çok daha iyi koruyabildiği belirlendi.
Araştırmada ayrıca yüksek rakımda yaşayan farelerin iskelet kaslarında bulunan mitokondrilerin yani hücrelerin enerji üretim merkezlerinin daha fazla enerji üretebildiği tespit edildi.
Bunun yanında, vücudun ısı üretmek amacıyla yağ yaktığı kahverengi yağ dokusunun da yağları çok daha verimli şekilde kullanabildiği ortaya çıktı.
Bilim insanlarına göre bu biyolojik özellikler, farenin oksijen seviyesinin son derece düşük olduğu ortamlarda bile vücut sıcaklığını korumasına ve yaşamını sürdürebilmesine olanak sağlıyor.
İnsanlar bu yükseklikte neden yaşayamıyor?
Araştırmada, insanların bu rakımdaki yaşam sınırlarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı.
Bilim insanları, insanların gerekli uyum sürecini tamamladıktan sonra 6 bin 739 metre yüksekliğe çıkabildiğini ancak bu seviyenin kalıcı yaşam sınırlarının üzerinde kabul edildiğini belirtti.
Dünyanın en yüksek sürekli yerleşim yeri olarak kabul edilen Peru'daki La Rinconada yaklaşık 5 bin 100 metre yükseklikte bulunuyor. And yaprak kulaklı faresinin yaşadığı zirve ise bu yerleşimden bin 639 metre daha yüksek bir noktada yer alıyor.
Bu yükseklikte atmosfer basıncının ciddi şekilde düşmesi nedeniyle insanların kullanabildiği oksijen miktarı deniz seviyesindekinin yarısından daha az seviyeye iniyor.
Uzmanlar, eğitimli dağcıların bu yükseklikte yalnızca kısa süre kalabildiğini belirtirken, herhangi bir uyum süreci yaşamadan 6 bin 739 metreye aniden çıkan bir kişinin şiddetli oksijen yetersizliğine bağlı nefes darlığı ve bilinç bulanıklığı yaşayabileceğini ifade ediyor.
Bu durumun ilerleyen saatlerde akciğer ödemi veya beyin ödemi gibi hayati risk oluşturan sağlık sorunlarına yol açabileceği ve can kaybıyla sonuçlanabileceği belirtiliyor.