Türkiye’de haftalık yasal çalışma süresinin 45 saat, birçok Avrupa ülkesinde ise 35 ile 38 saat arasında değişmesi, iş dünyasında verimlilik odaklı çalışma modellerini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, küresel rekabette şirketlerin başarıyı daha uzun çalışma saatleriyle değil, süreç yönetimi, dijitalleşme ve verimlilik artışıyla yakalayabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’de yürürlükte bulunan mevzuata göre haftalık yasal çalışma süresi 45 saat olarak uygulanırken, Avrupa’da birçok ülkede daha kısa çalışma süreleri tercih ediliyor. Fransa’da haftalık çalışma süresi 35 saat olarak uygulanırken, Almanya, Hollanda ve Danimarka gibi ülkelerde ise toplu iş sözleşmeleriyle bu süre birçok sektörde 35 ila 38 saat arasında değişiyor.
Uzmanlara göre bu tablo, şirketlerin rekabet gücünü artırabilmesi için yalnızca çalışma süresine değil, üretim süreçlerinin etkinliğine ve kaynakların doğru kullanılmasına odaklanmasını zorunlu hale getiriyor.
Erasys Mühendislik Kurucu ve Genel Müdürü Hakan Cengiz, çalışma hayatındaki dönüşümün işletmeleri daha verimli iş modellerine yönlendirdiğini belirterek, günümüzde rekabet avantajının uzun çalışma saatlerinden değil, mevcut sürenin ne kadar etkin değerlendirildiğinden geçtiğini söyledi.
Cengiz, “Türkiye’de çalışanlar Avrupa’daki birçok ülkeye göre daha uzun süre çalışıyor. Ancak artık rekabet avantajını belirleyen unsur çalışma saatinin uzunluğu değil, bu sürenin ne kadar verimli kullanıldığıdır.” ifadelerini kullandı.

Endüstri 4.0’da süreç yönetimi ve sürekli iyileştirme öne çıkıyor
Endüstri 4.0 dönüşümünün yalnızca teknoloji yatırımlarından ibaret olmadığını vurgulayan Hakan Cengiz, işletmelerin süreçlerini yeniden tasarlamasının, çalışanların doğru alanlarda değerlendirilmesinin ve operasyonların sürekli geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Kaizen yaklaşımının bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Cengiz, küçük ancak sürekli iyileştirmeler sayesinde işletmelerin verimliliklerini artırabileceklerini ve sürdürülebilir büyümenin etkin süreç yönetimiyle mümkün olacağını söyledi.
Sanayide yaşanan dönüşümle birlikte şirketlerin üretimden operasyon yönetimine kadar daha çevik çalışma modellerine yöneldiğini belirten Cengiz, Kaizen yaklaşımının işletmelerin mevcut süreçlerini analiz ederek gereksiz adımları azaltmasına, kaynak kullanımını optimize etmesine ve çalışanların iyileştirme süreçlerine aktif katılım sağlamasına katkı sunduğunu ifade etti.
“Endüstri 4.0’ın merkezinde insan var”
Erasys Mühendislik, Endüstri 4.0 sürecinde teknoloji yatırımlarının tek başına yeterli olmadığını, süreç yönetimi ile insan kaynağının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Hakan Cengiz, geleceğin iş dünyasında teknoloji ile insan faktörünün birlikte yönetilmesinin kritik öneme sahip olduğunu belirterek, makineler ve üretim sistemleri dijitalleşirken çalışanların da bu dönüşüme uyum sağlayacak şekilde süreçlerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
“Verimli bir işletme modeli; teknoloji, süreç yönetimi ve insan kaynağının birlikte optimize edilmesiyle mümkün oluyor.” diyen Cengiz, önümüzdeki dönemde şirketlerin temel hedeflerinden birinin “daha az kaynakla daha fazla değer üretmek” olacağını ifade etti.
Çalışma sürelerinin küresel ölçekte yeniden tartışıldığı bir dönemde, uzmanlar işletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü için dijital dönüşüm, yalın üretim anlayışı ve verimlilik odaklı yönetim modellerine daha fazla yatırım yapmasının önemine dikkat çekiyor.
